İç Denetim Hizmetleri

İç denetim, Şirketlere iç denetim fonksiyonu olarak hizmet verilmesi, şirketlerin mevcut iç denetim fonksiyonlarına destek sağlanması, şirketlerin iç denetim fonksiyonlarının iyi uygulamalara göre karşılaştırılarak güçlendirilmesi
İş sürekliliği ve kriz yönetimi: Şirketlerin simülasyon yoluyla iş sürekliliği planlarının etkinliklerinin değerlendirilmesi, acil durum kurtarma planlarının etkinliklerinin değerlendirilmesi
Uluslararası Finansal Raporlama Standartları’na ve Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yayımlanan genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine ve değişik sektörler için ilgili piyasa düzenleyiciler tarafından yayımlanan muhasebe ilkelerine uygun olarak hazırlanan mali tabloların ilgili denetim standartları uyarınca bağımsız denetim hizmetleri
Uluslararası Denetim Standartları’na göre yapılan özel amaçlı mali incelemelerle ilgili hizmetler
Özel inceleme çalışmaları
Enflasyon muhasebesi ve raporlaması uygulama danışmanlığı
UFRS, US GAAP, SPK tarafından yayımlanan genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ve değişik sektörlerdeki piyasa düzenleyici kurumlar tarafından yayımlanan ilkelere uyumlu mali tabloların hazırlanmasına yönelik teknik destek hizmetleri
İç kontrol sistem incelemeleri
Mali analiz ve risk değerlendirmeleri
Yönetim raporlaması, işletme analizi ve finansal analiz ile ilgili danışmanlık hizmetleri
Bütçe planlaması ve analiziyle ilgili danışmanlık hizmetleri
Kurumlara özel muhasebe, finansal raporlama ve denetim ile ilgili eğitim hizmetleri

Bilirkişilik / Kayyumluk

Şirketlere Özel Yönetim Danışmanlığı Hizmetleri
Resmi Bilirkişilik (Ticaret Mahkemelerinde)
Özel Bilirkişilik (Taraf Bilirkişiliği)
Uzman Tanıklık
CMK m.67/6 Kapsamında Uzman Mütalaası (Özel Bilirkişi Raporu) Hizmetleri
HMK m.293 kapsamında Uzman Görüşü (Özel Bilirkişi raporu) Hizmetleri
İflas Erteleme davalarında borca batıklık bilançosu ve iyileştirme projelerinin hazırlanması hizmetleri
Ticaret Mahkemelerinde görülen; Alacak, İtirazın İptali, Tazminat, İstirdat, Şirket birleşmesi ve bölünmesi, Menfi tespit, İflas erteleme davalarında özel bilirkişi incelemesi ve raporlaması hizmetleri ile mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarının incelenerek, bilirkişi raporuna karşı itiraz konularının tespit edilmesi
Şirketlere ve Avukatlara Özel, Bilanço Okuma Teknikleri ve İspatlama Konusunda Farkındalık Eğitimleri
Vergi Uyuşmazlıklarının Çözümü, (Partner Hukuk Büroları ile) Vergi Davalarının Açılması ve Sonuçlandırılması

KDV İade Danışmanlığı

Türkiye’de yapılan mal ve hizmet teslimleri KDV’ye tabidir. Ancak Katma Değer Vergisi Kanunu’nda tam istisna kapsamında sayılan ve 11. maddede belirtilen mal ihracatı, ihraç kayıtlı teslimler, hizmet ihracatı, 13. maddede belirtilen deniz ve hava taşıma araçlarının imal ve inşası, ithali ile bu araçlara verilen hizmetler 14. maddede belirtilen uluslararası taşımacılık faaliyetleri KDV’ye tabi olmadığından bu faaliyetlerden dolayı Türkiye’de ödenmiş olan KDV yapılan inceleme sonrası düzenlenen YMM raporu ile iade edilmektedir.

Yine KDV kanunu 19/2. madde kapsamındaki uluslararası anlaşma hükümleri gereğince yapılan teslimlere ilişkin iadeler, KDV kanunu 29/2. madde kapsamındaki indirimli orana tabi teslim ve hizmetlerden doğan iadeler düzenlenen YMM raporları ile yerine getirilmektedir.

Yukarıda belirtilen işlemler ile Katma Değer Vergisi Kanununda iade hakkı doğuran diğer istisnalar ile dahilde işleme izin belgesi kapsamında yapılan yurtiçi işlemlerdeki KDV’nin tecil terkini için gerekli olan YMM raporlarının düzenlenmesi hizmet kapsamımız içindedir.

Katma Değer Vergisi iade sürecinde; katma değer vergisi iadesi alma olanağı bulunan firmaların iade tutarlarının tespiti, alt firma incelemeleri, karşıt incelemeler ve analitik incelemeler sonucunda Yeminli Mali Müşavirlik raporları departmanımızca düzenlemektedir.

Verilen Hizmetler:

. Katma Değer Vergisi iade sürecinde vergi idaresinin öngördüğü ve mevzuatta yer alan düzenlemeler çerçevesinde mükellef ve vergi dairesi arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi

. İade ve mahsup işlemleri için gerekli olan Yeminli Mali Müşavirlik raporlarının zamanında düzenlenmesi

. Şirketlerin KDV iade ve mahsup işlemleri ile ilgili olarak karşılaşılan sorunların çözümünde danışmanlık hizmeti verilmesi

Mali Danışmanlık

Teşvik Danışmanlığı
KDV Çözümleri ve KDV İadeleri
Dış Ticaret, Gümrük ve Dolaylı Vergiler Danışmanlığı
Teknokent Teşvikleri ve danışmanlığı
Enflasyon Muhasebesi Çözümleri
Risk ve Fırsat Analizleri
Vergi ve Gümrük Uyuşmazlıklarında Destek Hizmetleri
Vergi Yönetim Hizmetleri
Hissedarlar ve Yönetim Kurulları ile ilgili Hizmetler
Bireysel Vergileme Çözümleri
Şirket Evliliklerine Yönelik Birleşme,Bölünme ve Devir Hizmetleri
Şirketler Hukuku Hizmetleri
Yabancı personel ve yöneticilere yönelik vergi danışmanlığ

Bağımsız Denetim

Bağımsız denetim
. Şirketlerin finansal tablolarının ve raporlarının düzenleyici otorite tarafından belirlenen standartlara (TFRS; IFRS gibi) uygunluğu ve doğruluğunun denetlenerek, görüş oluşturulmasını makul güvence verilmesini içermektedir.
Bağımsız Sınırlı İnceleme
Finansal raporlama sürecinden sorumlu kişilerden bilgi toplanması ve analitik inceleme ile diğer inceleme tekniklerinin uygulanarak sınırlı güvence verilmesini kapsamaktadır.
Üzerinde Önceden Mutabakata Varılan Prosedürlerin Denetimi
Uygulamaya yönelik bir taahhütname çerçevesinde, bir denetçinin, müşteri şirket ile ilgili üçüncü tarafların üzerinde mutabık kaldıkları denetim prosedürlerini yürüterek fiili bulguların güvence verilmeden raporlanmasıdır.
Uygunluk Denetimi
Şirketlerin faaliyetlerinin ya da işlemlerinin belirli kanunlara, ilgili mevzuat düzenlemelerine uygunluk derecesi hakkında görüş bildirilmesidir

Arabuluculuk Sistemine Destek Yasası

6325 sayılı Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk kanunu uygulanmaya başladığından beri beklenen zorunlu arabuluculuk uygulaması, 25.10.2017 günü resmi gazetede yayımlanan 7036 sayılı İş Mahkemeleri kanunu ile 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe girecektir. Yani artık dava yükü ihtiyari değil zorunlu olarak hafifletilmeye çalışılacaktır.

Daha da açmak gerekirse İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hariç olmak üzere tüm işçi-işveren uyuşmazlıklarında arabulucuya başvurmuş olmak dava şartı olacaktır.

Arabuluculuk sistemi elbette yalnızca işçi-işveren uyuşmazlıklarını içeren bir sistem değildir ancak sürecin %90’ının işçi-işveren uyuşmazlıklarından oluşuyor olması onu diğer alt başlıklardan ayırıyor ve tabii bağlamımızın İş mahkemeleri kanunu olması da.

Ekonomik tasarruf açısından sağlayacağı kazanç, zaman tasarrufu açısından sağlayacağı kazanç ve emek tasarrufu açısından sağlayacağı kazanç bir tarafa; İşçi ile işveren arasındaki nefrete varan kavgalara da son vermesi hasebiyle sosyal açıdan son derece önemli bir uygulamadır Arabuluculuk uygulaması. Dava sürecinde işçiyi işverene, işvereni de işçiye kırdırtan hukuk sisteminin getirdiği bireysel ve toplumsal küslüğü bertaraftır hatta. Tam da bu noktada dava süreçlerini uzatan ve taraflara ciddi maddi-manevi yük getiren hukuk sistemini ve bu sistemin uygulayıcılarını ayrıca irdelemek gerekmektedir. Ancak zülfiyare dokunmadan irdelenmesi mümkün olamayan bu sistemin olduğu gibi Arabuluculuk sistemine giydirildiğini özellikle vurgulamak da gerekir.

Halbuki sistemin başarısını sağlayacak olan en önemli unsur tarafların hem maddi hem de manevi açıdan kazanç sağlayacaklarını bilmeleri, uyuşmazlığın çözümü için gönüllü olmalarıdır. Bu da ancak uyuşmazlık konusuna, o konunun uzmanının bakışı ile sağlanabilir.

Sosyal ortamda sosyal hayatın uzmanı yaşlılardır. O yüzden hemen her köyün danışma meclisi kabilinde kurduğu bir ihtiyar heyeti bulunur. Bu heyette teknik donanımı ve bilgisi olan uzmanlar değil köyün en yaşlıları bulunur. Çünkü orada uzmanlık yaşanmışlıktır, tecrübedir. Arabuluculuğa konu olan işçi ile işveren arasındaki ilişki de doğası gereği buna benzerdir. Çünkü her iki taraf da çetrefilli olan hukuksal sürece hazırlanabilmek için yasal haklarını bilir. Kazanabileceği ve kaybedebileceklerini öngörür. Tam da bu yüzden onlara teknik ve hukuki bilgi ile birlikte, onların iletişim biçimini bilen, fiilen zaten aralarında hep köprü olmuş uzman kişiler gerekmektedir.

Kimdir bu uzman kişiler?

Eğer yalnızca bir kesime kazanç kapısı sağlamaya çalışıyorsanız yasanın tarif ettiği üzere avukatlardır.

Eğer yalnızca işlevsel, etkin, istikrarlı, adil ve güvenilir bir sistem sağlamaya çalışıyorsanız konusuna göre kendini özel olarak yetiştirmiş, geniş görüş ve bilgisi, becerisi olan kimselerdir.

Sosyal güvenlik, İş, Ticaret, Finans ve İnşaat konularında ise şüphesiz 3568 sayılı yasa ile yetkilendirilmiş Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerdir.

Mesleki Bakışla Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk

Haziran/2012’de yasalaşan 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na göre Arabuluculuğun tanımı: Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyari olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemidir.

Yani özetlersek alanında uzman, tarafsız bir kişi vasıtası ile mahkeme süreci olmaksızın sulh olmaktır. Araştırmacılar arabuluculuğa “dostane müdahale” diyor. Bu dostane müdahale yakın gelecekte bazı davalar açılamadan zorunlu hale gelecektir. Dolayısıyla çok önemlidir.

Bu yöntem zamandan, paradan, emekten ve stres yükünden tasarruf sağlayan bir yöntemdir. Amerika’da 1913 yılından beri, Avrupa’da yaklaşık 50 yıldır, ortalama 170 ülkede uygulanan bu yöntem ülkemizde fiili olarak 3 yıldır uygulanmaktadır ve bu uygulama ile dava sürecine geçmeden uzlaşılarak kapanan 13.000’in üzerinde dosya bulunmaktadır.

Konunun biz Mali Müşavirleri ilgilendiren kısmı ise diğer ülkelerin aksine bizim ülkemizde arabulucu olma yetkisinin yasanın 20. Maddesinde belirtildiği üzere yalnızca Hukuk fakültesi mezunlarına verilmiş olmasıdır. Üstelik daha komisyon çalışmalarında Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın: ”Hiçbir bölüm, meslek ayırmamamız lazım. Liyakati olan herkesin bu uzlaştırmayı yapmasına imkân veren bir düzenleme yapmamız lazım” gerçeğini ifade etmesine RAĞMEN bu yasa onanmıştır.

Oysa arabuluculuk kanunu yönetmeliği madde 19 diyor ki;

1- Arabulucu keşif, bilirkişiye başvurma ve tanık dinleme gibi hakim tarafından yapılabilecek işlemleri yapamaz.

2- Arabulucu taraflara hukuki tavsiyelerde bulunamaz.

Yani arabulucu mahkeme yürütemez, adalet dağıtamaz, hukuk kurallarından ziyade uzlaşı kurallarını kullanır. Yani Arabuluculuk hukuk bilgisi ve teorik donanımdan ziyade taraflara ve konuya fiili hâkimiyetle ilgilidir.

Arabuluculuk kanunu madde 22’ye göre arabulucuya; Arabuluculuk temel bilgileri, iletişim teknikleri, müzakere ve uyuşmazlık çözüm yöntemleri ve davranış psikolojisi eğitimleri verilmektedir. Bu eğitimlerin hiçbiri “arabuluculuk” kavramını hukukun içine hapsetmiyor. Çünkü açık ki arabulucu Hukukçu değildir!

Uygulamadaki arabuluculuk kanunumuz ve yönetmeliğimiz bütünü itibariyle asla avukatlık mesleğini işaret etmiyor. Çünkü örnek alınan ülkelerin çoğunda arabuluculuk faaliyetini yalnızca avukatlar yürütmüyor. Bu da yasada zorlama müdahalelere sebep olmuş görünüyor. Bizim bu noktada amacımız Arabuluculuk yasasını uygulanabilirliği ve başarısı açısından olması gereken hale getirmektir. Bu bağlamda aşağıdaki ülkeleri örnek olarak vermek isterim.

Almanya’da Baro tarafından akredite edilmiş avukatlar, noterler, sanayi ve ticaret odalarının, birliklerin, meslek kuruluşlarının bünyesinde oluşturulmuş olan uzlaşma birimleri Arabulucu olarak görevlendirilebiliyor.

Avusturya’da Arabulucular listesine kayıt olabilmek için 28 yaşını bitirmiş olmak, mesleki uzmanlığa sahip olmak, güvenilir olmak ve sorumluluk sigortası yaptırmış olmak gerekmektedir.

Belçika’da Lisans mezunu olmak, mezun olunan alanda 2 yıllık iş tecrübesine sahip olmak ve eğitimleri başarıyla tamamlamak gerekiyor.

İngiltere’de kuruma kayıtlı arabulucuların yalnızca yarısı kadarı hukukçu, geriye kalanı niteliğine göre arabuluculuk yapıyor.

Daha örneğini vermediğimiz birçok ülkede arabuluculuk yetkisi hukuk fakültesi mezunlarınca sınırlandırılmamış hatta İngiltere’de yapılan bir araştırmada avukatların hukuk kurallarındaki tutuculuğunun arabuluculuk başarı oranını düşürdüğü tespit edilmiştir.

Mali Müşavirlerin Mesleki deneyimi, fiili ekonomiye hakimiyeti, işçi-işveren ve idare-işveren arasındaki tarafsız köprü olduğu hususu dikkate alındığında uzlaşı talep eden taraflarla iletişimi ve çözüm sürecine katkısı daha mümkün olacak, arabuluculuk müessesesinin başarı şansını arttıracaktır.

Bu bağlamda değerlendirilmesi gereken bir diğer husus uzmanlığın tanımıdır. Adalet Bakanlığı arabuluculuk Daire Başkanlığı arabulucu uzmanlık alanına “Genel Anlamda Arabulucu”diyor. Bu tanım liyakate uygun bir uzmanlık içermediği için uzlaşma talep edeni doğru yönlendirememesi açısından eksiktir. Bu eksikliğin bize bakan kısmı İş arabulucusu, Ticaret Arabulucusu, Finans arabulucusu, İnşaat arabulucusu gibi uzmanlık alanları belirlenmek suretiyle derhal çözülebilir.

Başka bir husus ise arabuluculuk eğitiminin hukuk fakülteleri, barolar ve Adalet akademisi tarafından verilmesidir. Yukarıda belirttiğim nedenlerden ötürü bu yönetmeliğin de zorlama bir uygulama olduğu kanaatindeyim. Gerekli olmaması bir tarafa yasa bükülerek ısrarla hizmetin kendisi gibi eğitimi de hukuk camiasına teslim edilmiştir. Oysa Arabuluculuk Daire Başkanlığı özel ve bağımsız bir sınav merkezi oluşturabilir, bu sınav merkezi yetkilendirmeyi tek elden yürütebilir. Böylece Adalet Bakanlığı çatısı altında arabuluculuk kurumu ve eğitimi özel bir kimlik kazanmış olur.

Sonuç olarak mesleki kaygılarla sınırlandırılmış olan uygulamadaki yasayı işlevsel, uygulanabilir ve başarılı kılmak adına güncellemek şarttır.

Maliye bakanı Naci Ağbal Kocaeli SMMMO salonunda yaptığı konuşmada; “Mali Müşavirlik mesleğini defter tutmaktan çıkaracağız” demişti. Bakanın bu açıklamasına paralel olarak arabuluculuk yasası kendi uzmanlık alanımızda mesleğin icrası açısından büyük bir fırsattır. Her meslek gelişen ve değişen koşullar ile itibar kazanırken Mali müşavirliğin yerinde sayması hatta bir takım usulsüz uygulamalarla gerilemesi söz konusu olmamalıdır.