Arabuluculuk Sistemine Destek Yasası

6325 sayılı Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk kanunu uygulanmaya başladığından beri beklenen zorunlu arabuluculuk uygulaması, 25.10.2017 günü resmi gazetede yayımlanan 7036 sayılı İş Mahkemeleri kanunu ile 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe girecektir. Yani artık dava yükü ihtiyari değil zorunlu olarak hafifletilmeye çalışılacaktır.

Daha da açmak gerekirse İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hariç olmak üzere tüm işçi-işveren uyuşmazlıklarında arabulucuya başvurmuş olmak dava şartı olacaktır.

Arabuluculuk sistemi elbette yalnızca işçi-işveren uyuşmazlıklarını içeren bir sistem değildir ancak sürecin %90’ının işçi-işveren uyuşmazlıklarından oluşuyor olması onu diğer alt başlıklardan ayırıyor ve tabii bağlamımızın İş mahkemeleri kanunu olması da.

Ekonomik tasarruf açısından sağlayacağı kazanç, zaman tasarrufu açısından sağlayacağı kazanç ve emek tasarrufu açısından sağlayacağı kazanç bir tarafa; İşçi ile işveren arasındaki nefrete varan kavgalara da son vermesi hasebiyle sosyal açıdan son derece önemli bir uygulamadır Arabuluculuk uygulaması. Dava sürecinde işçiyi işverene, işvereni de işçiye kırdırtan hukuk sisteminin getirdiği bireysel ve toplumsal küslüğü bertaraftır hatta. Tam da bu noktada dava süreçlerini uzatan ve taraflara ciddi maddi-manevi yük getiren hukuk sistemini ve bu sistemin uygulayıcılarını ayrıca irdelemek gerekmektedir. Ancak zülfiyare dokunmadan irdelenmesi mümkün olamayan bu sistemin olduğu gibi Arabuluculuk sistemine giydirildiğini özellikle vurgulamak da gerekir.

Halbuki sistemin başarısını sağlayacak olan en önemli unsur tarafların hem maddi hem de manevi açıdan kazanç sağlayacaklarını bilmeleri, uyuşmazlığın çözümü için gönüllü olmalarıdır. Bu da ancak uyuşmazlık konusuna, o konunun uzmanının bakışı ile sağlanabilir.

Sosyal ortamda sosyal hayatın uzmanı yaşlılardır. O yüzden hemen her köyün danışma meclisi kabilinde kurduğu bir ihtiyar heyeti bulunur. Bu heyette teknik donanımı ve bilgisi olan uzmanlar değil köyün en yaşlıları bulunur. Çünkü orada uzmanlık yaşanmışlıktır, tecrübedir. Arabuluculuğa konu olan işçi ile işveren arasındaki ilişki de doğası gereği buna benzerdir. Çünkü her iki taraf da çetrefilli olan hukuksal sürece hazırlanabilmek için yasal haklarını bilir. Kazanabileceği ve kaybedebileceklerini öngörür. Tam da bu yüzden onlara teknik ve hukuki bilgi ile birlikte, onların iletişim biçimini bilen, fiilen zaten aralarında hep köprü olmuş uzman kişiler gerekmektedir.

Kimdir bu uzman kişiler?

Eğer yalnızca bir kesime kazanç kapısı sağlamaya çalışıyorsanız yasanın tarif ettiği üzere avukatlardır.

Eğer yalnızca işlevsel, etkin, istikrarlı, adil ve güvenilir bir sistem sağlamaya çalışıyorsanız konusuna göre kendini özel olarak yetiştirmiş, geniş görüş ve bilgisi, becerisi olan kimselerdir.

Sosyal güvenlik, İş, Ticaret, Finans ve İnşaat konularında ise şüphesiz 3568 sayılı yasa ile yetkilendirilmiş Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerdir.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir